Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara

Sana vereyim bir öğüt, kendi ununu kendin öğüt
Kendi işini kendi yapmak kadar zevkli bir uğraşı yoktur. Elden geliyorsa, zaman ve imkân varsa... Kurda, ‘neden boynun (ensen) kalın’ demişler, ‘işimi kendim görürüm de ondan’ demiş.” atasözüyle yakın anlamlıdır.
Adam kıymetini adam bilir.
Bak: “İnsan kıymetini insan bilir.”
Yürük at yemini kendi arttırır.
Bir işte büyük gayret ve üstün başarı gösterenlere ister istemez en yüksek emek payı verildiğini anlatır.
“Yüğrük at arttırır yemin giderek.” (Levni)
Namaza meyli olmayanın kulağı ezanda olmaz.
Bir konuya ilgi duyan kimse, o konuyla ilgili en küçük bir haberi bile kaçırmaz.
Hesabım bilmeyen kasap, ne satır bırakır ne masat.
Mesleğinin inceliklerini bilmeyen bir kimse, kendine en gerekli araç ve gereçleri elden çıkaracak duruma düşebilir.
Kâr eden, ar etmez.
Bak: “Kâr dünyası değil, ar dünyası.”
El elden üstündür.
Bir şeyi daha iyi yapacak birinin bulunacağını anlatır.
“Kepenek altında ne erler yatar El elden üstündür arşa varınca.” (Emrah) / “Hatırın yıkarlar hatır yıkınca Göz yaşı yenilmez taşub akınca El elden üstündür arşa varınca Nasihatim dinle sakın gururdan.” (Pîr Sultan Abdal)
Ateş olsa cürmü (cirmi) kadar yer yakar.
Hasım sayılan (karşı olan) kimsenin fazla önemli olmadığı anlatılır.
İki tımar bir yem yerine geçer.
Hayvan bakımı, ağaç bakımı, motor bakımı gibi yaşaması, çalışması gereken bir şeye bakmanın zorunluğu anlatılır.
Ateş düştüğü yeri yakar.
Ölüm gibi çok üzücü bir olaya, en çok olayla ilgili olanların üzülmelerinin haklı olduğunu anlatmak için söylenir.
“Derin suyun yufka çıkarsa ne hoş Düştüğü yeri gör yakarmış ateş.” (Mengâşt) / “Ateş yanmayınca tütün mü tüter Ak göğsün üstünde çıban mı biter.” (Karacaoğlan)

Pages