Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara

Büyümüş de küçülmüş
Kendinden beklenilmeyen davranışlarda bulunan küçük çocuklar için söylenir.
Ayağına dolaşmak
Bir kimsenin, başkası için hazırladığı kötülüğe kendisinin uğraması.
Hava parası
Açıktan verilen para.
Eli sopalı
Zorba.
Bel bağlamak
Güvenmek. (*).
“Bel bağlamak” deyimi, “güvenmek” anlamında kullanılır. Alevi töresine göre, kişinin toplum içinde bir yeri olabilmesi için kimi sınavlardan geçmesi gerekir, örneğin, “eline-diline-beline” üçlüsüne uygun davrananlar her türlü Alevi törenine katılma hakkını kazanır. Böyle bir kimsenin “cemevi” adı verilen yerde, törenle beline bir kuşak, “tığbent” bağlanır. Beline kuşak bağlanan kimse artık güvenilen, toplumda belli bir yeri olan kişi haline gelir. “Bel bağlamak” deyimi dilimize bu törenden geçmiş, bugün yeri geldikçe söylenmektedir.
Demir atmak
Bir yerde durup kalmak.
Eşek sudan gelinceye kadar dövmek
Çok dövmek.
Perileri bağdaşmak
Anlaşmak.
Baştan başa
Bütünüyle.
Habbeyi kubbe yapmak
Küçük bir şeyi büyük göstermek. (*)
“Habbeyi kubbe yapmak” deyimi, küçük bir şeyi büyük göstermek anlamında söylenir. “Kubbe”, bilindiği gibi, yarım küre ya da toparlakça kümbet biçimi verilen yapı demektir (cami kubbesi gibi). “Hap” Arapça tane demektir. Akik ya da neceften yapılmış teşbih taneleri, zincirle bir Bektaşi giysisi olan hayderinin göğüs kısmının iki yanına takılırdı. Buna “destegül” de denirdi. “Habbe” ise, Hasan'la Hüseyin’e duyulan sevgi anlamında “Hubb-i Hasaneyn”e işaretti. Habbeyi, Bektaşıler takardı. Hasan’la Hüseyin’e aşırı derecede sevgi gösterenlere söylenen bu söz bugün.bir deyim haline gelmiştir. Bir insanın, işinin berbat olması, kötü bir doruma düşmesini anlatmak için -hapı yuttu- deriz. Dördüncü Murat'ın yasaklarla dolu zamanında, afyon yutmak da yasaklar arasındaydı. Bir gün Murat, Hekimbaşısı Emir Çelebi'nin bu yasağa uymadığı hakkında bir ihbar alır. Çok sevdiği birinin buyruğuna uymayışına inanamaz. Ama ihbarcı ısrar eder: -Padişahım!” der. “entari ceplerini yoklayınız. Afyon, haplar halinde bir altın hokka içindedir. Bulamazsanız cezama razıyım.” Murat. Hekimbaşı Emir Çelebi ile satranç oynadığı bir sırada ansızın: “Cebinde ne varsa boşalt Çelebi!” der. Hakkında bir ihbar olduğunu hemen anlayan Çelebi, büyük bir korkuyla cebinden hokkayı çıkarır; içindekilerin İslah edilip zararsız bı rakılan afyon hapları olduğunu söyler. Padişah büyük bir öfkeyle : “Mademki zararsız, hepsini de yut bakalım!” diye bağırır. Hokkadaki panzehir de olsa yutulamayacak olan afyon haplarını Çelebi, teker teker, gözleri yaşaya yaşara yutar. Bu halden hayli üzülen Hekimbaşı. tedaviye kalkışanlara izin vermez. Bu şartlar altında yaşamanın zorluğunu anlayarak ölmeyi, yaşamaya tercih eder, ölümünü daha da çabuklaştırmak için bir bardak buzlu şerbeti başına dikerek orada’ can verir.

Pages