Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara

Canına minnet
Elde edince sevinilecek şey
Hoşafın yağı kesilmek
Söyleyecek söz bulamayacak bir durumun kabullenilmesinde söylenir. (*)
Yeniçerilere yemekte bazen hoşaf da verilirmiş. Çokluk hoşaf, daha önce pişen bir yağlı yemekten boşalan kazanda yapılırmış. Bu yüzden tabaklara dağıtılan hoşafların yüzü tama- miyle yağla kaplı olurmuş. Bu halin yıllarca devam etmesi yeniçerileri duruma alıştırmış. Günün birinde yemek işlerine bakacak yeni bir subay gelir. Subay, temizlik konusunda çok titizdir. Hoşafın bulaşık kazanda pişmesine engel olur. Artık hoşaf yağsızdır. Bunu gören yeniçeriler: “Hoşafın yağı kesildi artık” derler. Bu sözü daha önce hoşafın yağlı olmaması hakkında isteklerine aldırmayan aşçıbaşıyı kızdırmak için sık sık söylerler. Bununla aşçıbaşının mutfakta artık hükmü kalmadığım anlatmak isterler. Bugün de bir kimsenin kuvvetten düştüğü, bir durumu kabullenmek zorunda kaldığı sıradaki halini anlatmak için kullanmaktayız.
Karnı zil çalmak
Çok acıkmak.
Gözyaşı dökmek
Ağlamak.
Gölge etmek
Engel olmak. (*)
Bir fayda beklenmeyen, yalnız zararlarının gelmemesi istenen kimseler için “gölge etme başka ihsan istemem” deriz. Büyük İskender devrinde yaşayan ünlü Yunan filozofu Diyojen’i tanımayan yoktur. Diyo- jen’e göre, erdemli kişi, nefsine hâkim olan insandır. Bunun için de ihtiyaçları azaltmak gerekmektedir. Bu yüzden Diyojen, yazın kumlar, kışın karlar arasında çıplak ayakla gezer ve bir tek örtüye sannırdı. Eşyası bir fıçı, bir değnek, bir torbadan ibarettir. Su çanağını da bir gün bir çocuğun avucuyla su içtiğini görerek “bu çocuk bana ders veriyor” diye fırlatıp atar. Ayrıca, Eflâtun'un derslerinde insanı, “iki ayaklı ve tüysüz bir hayvan” diye tarif ettiğini işitince, tüyleri yolunmuş bir horozla ortaya çıkarak “İşte Eflâtun’un insanı” demesi; gün ortasında elinde fenerle dolaştığım görenlerden soranlara, “adam arıyorum” demesi ünlüdür. Bir gün Büyük İskender, fıçısında güneşlenen Diyojen’in önünde durarak, bir şey isteyip istemediğini sorar. Diyojen: “Güneşime engel olmamanı isterim!” cevabını verir. Bu söz, 1869'da ülkemizde ilk defa çıkan haftalık mizah gazetesinin başlıkları altında Ali Bey tarafından şöyle mısralaştınlarak yazılmıştı: “Gölge etme, ihsan istemem!” Halk bir de “başka” kelimesi ekleyerek daha vezinli bir şekle sokmuştur: “Gölge etme, başka ihsan istemem.”
Kabir azabı çekmek
Çok sıkılmak.
Kuyruğu titretmek (k)
Ölmek.
Saçıp savurmak
Düşüncesizce para harcamak.
Damokles’in kılıcı
Her insan için bekleyen büyük tehlikeleri anlatır. (*)
Damokles, (Damocles) İsa’dan dört yüz yıl önce yaşamış Siraküza hâkimi Diyonisyüs’ün nedimidir. Damokles, sarayında sürülen debdebeden dolayı efendisinin herkesten daha mutlu olduğunu sık sık söylermiş. Diyonisyüs, bu geçici debdebeli hayatın ne korkulu, ne kaygılı bir şey olduğunu Damokles’e anlatmak ister: Bir gün bir ziyafette Damokles’i kendi yerine geçirir. Hizmetçilere, kendine nasıl hizmet ediyorlarsa Damokles’e de aynı şekilde hareket etmelerini ister. Bu durumdan çok zevk alan, gu- ruru okşanan nedim, büyük bir keyifle kendinden geçtiği bir sırada başını yukan şöyle bir kaldırdığında-, tepesinin üstünde, ağzı keskin, sivri bir kılıcın bir at kılıyla asılı durduğunu birdenbire görür ve heyecandan elindeki şarap dolu bardağı yere düşürür. Böylece diktatör bir hükümdardaki saadetin nasıl olduğu Damokles’e anlatılmış olur. “Damokles’in kılıcı” sözüyle bir insanın sırasında ne büyük tehlikelerle karşı karşıya olduğu anlatılır.
Baş üstünde yeri olmak
Çok değerli tutmak.

Pages