Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara

Deli dolu
ölçüsüz davranan.
Kulağına küpe olmak
Başa gelen bir olaydan ders almak.
Perisi hoşlanmamak
Sevememek.
El atmak
Bir işe karışmak, bir işe girişmek.
Bildiği yanıldığına yetmemek
Çok bildiğini sandığı halde bildiklerinin yanlış olduğunu bilmemek.
Doğum olmamak
Kanılmamak.
Aşık atmak
Denk hareket etmek, kuvvetli birine benzemeye çalışmak.
Başına bir hal gelmek
Beklenmeyen kötü bir durumla karşılaşmak.
Kendi kazdığı kuyuya düşmek
Yapmak istediği fenalıktan kendi zarar görmesi.
Bir kimsenin yapmak istediği fenalıktan, önce kendi müteessir olursa, “Kendi kazdığı kuyuya düştü” derler. Köylünün biri, köyün sığırlarının geçtiği yere derince bir kuyu kazar. Üzerini otlarla, dikenlerle belli belirsiz örter. Maksadı, geçen sığırlardan birinin kuyuya düşmesini sağlamak, gece olunca çıkarıp evine götürerek kesip yemektir. Kuyuyu kazdığı gün geceyi sabırsızlıkla beklemektedir. Aksilik, o gün tek hayvanı, yavrusundan, sütünden faydalandığı ineği kaybolur. Aramaya çıkar. Bakmadık yer bırakmaz. Yorgun argın evine dönerken kazdığı kuyuyu hatırlar. Acaba düşen oldu mu diye eğilip kuyuya baktığında bir de ne görür: sevgili ineği kuyunun içinde bacakları kırık bir vaziyette yatıyor. İneğin kuyudan sağ çıkmasına imkân yok. Ağlaya ağlaya, kazdığı kuyuya düşen kendi ineğini boğazlayıp evine götürmek zorunda kalır.
Ortaya bir balgam atmak
Bir iş olup bitmişken birinin işi bozucu bir söz söylemesi.

Pages