Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara

Kırkından sonra saza başlayan kıyamette çalar.
Her şey zamanında yapılmalıdır.
Duvarı nem, insanı gam yıkar.
Devamlı nem duvarın ömrünü azaltacağı gibi, devamlı tasa, kaygı da insana dünyayı zindan eder, sağlığını bozar.
Güzellik ondur, dokuzu dondur.
Giymede, süslenmede, davranışta sadelik, yakıştırmasını bilmek, incelik, güzelliğin ögelerindendir. Bunlara uymayanlar ne denli doğal güzelliğe sahip olursa olsun, güzel görünmezler.
Sahipsiz eve it buyruk.
Kimsenin sahip çıkmadığı şeyler çok zaman değersiz kişilerin elinde kalır.
At yiğidin yoldaşıdır.
At, sevimli, binildiğinde zevk verici, hele rafhan yürüyüşlü, koşturulduğunda çok keyifli anlar geçirtir ayrıca. Kimisinin de gerçekten anlayışlı, dost canlısı olduğu bilinmektedir.
Arife târif gerekmez.
Bir şeyi bilene, öğretmeye kalkmak doğru değildir.
“Meseldir ârife târif ne hacet. / Ben nâçar eden sen değil misin.” (Seyrânî)
Al elmaya taş atan çok olur.
Her insan, iyi, güzel şeye ilgi duyar, ondan kendinin de yararlanmasını ister. Genellikle, iyi, güzel şeyi elinde tutanlar kıskanılır, türlü biçimlerde olumsuz davranışlarla karşı karşıya gelebilirler.
Bir adamın adı çıkacağına cam çıksın.
İnsanın adının kötüye çıkmasının çok fena olduğunu, iyi şeyler yapsa da artık iyi görülemeyeceğini anlatır.
Kırkından sonra azam teneşir paklar.
Belli bir yaştan sonra çevrenin yadırgadığı bir davranışta bulunanların kınandığını anlatır.
“Uyup nefse sakın çıkma yolundan Çare yoktur kırkdan sonra azana.” (Mengûşi)
İnsan gönlünün artığını söyler.
Söylenmiş gelişigüzel sözlerde, yapılan şakalarda, başkalarına pek de açıklanmak istenmeyen duygu ve düşüncelerin sezildiği anlatılır.

Pages