Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara

Safra atmak
Sıkıntıdan kurtulmak.
Kalburla su taşımak
Verimsiz iş yapmak.
Curcunaya çevirmek
Ortalığı velveleye vermek.
Ağız yapmak
Bir gerçeği, bir durumu hemen söylemeyip, onu değişik biçimde göstermek. (*)
Bir gerçeği, bir durumu hemen söylemeyen, onu değişik biçimde göstermek isteyenlere “Ağız yapma” denir. Meyve satıcıları, her türlü meyveyi satarken onları bir düzene koyarlar. Bir tahta, bir sepet, bir kap üzerinde yığılı duran meyveleri müşteriye olduğu gibi sunmazlar. Görünen kısma, meyvenin en irisi, en göz alıcısı, en parlağını birer birer dizerler. Bunların da hoşa gitmeyecek taraflarını içe, alta getirirler. Böylece müşteride bir alma hevesi uyanır; satış çabuklaşır, kolaylaşır. İşte meyve satıcılarının, meyveleri bu hale getirmelerine “ağız yapma” derler. Böylece “ağız yapma” işlemi dilimize bir deyim olarak yerleşmiştir.
Madara olmak (k)
Yalanı çıkmak. Utanmak.
Mürekkep yalamak
Okumuş-yazmış olmak, bu yolda dirsek çürütmek. (*)
“Mürekkep yalamak”, “dirsek çürütmek” deyimleri, hayatının önemli bir kısmını öğretimde geçiren; bilgi yolunda, bilim yolunda ömür tüketen kimseler için söylenir. Eskiden mürekkep içinde bezir isi bulunurmuş. Yazı yazarken yapılan bir yanlışlık ancak yalamakla silinebilirmiş. Yine eskiden okuma - yazma bilenler pek az olduğundan, birşeyler yazabilecek kadar bilgisi olanlar elüstünde tutulurmuş. Bunların mürekkep yalamaları bile bir üstünlük sayılırmış. Bugün “mürekkep yalamak” deyimi pek yaygındır. Her fırsatta söylenir.
Cebini doldurmak
Kendisine servet sağlamak.
Haddini bilmek
Kendini tanımak.
Ağız dalaşı
Ağız kavgası.
Çizmeden yukarı çıkmak
Beceremeyeceği bir işe karışmak. (*)
Boyundan büyük işlere girişen, anlamadığı bir işe burnunu sokan, haddini bilmeyen kimseler için “çizmeden yukarı çıkma” derler. Apel (Apelle), İsa’dan dört yüz yıl önce Efes'te doğmuş bir ressamdır. Büyük İskender’in tablolarını yapmakla tanınmıştır. Eserlerinin tenkidini saklı yerden dinlemek âdetinde olduğu söylenir. Bir gün bir kunduracı, Apel’in yaptığı resimlerden birini tenkit eder: önce resimdeki çizmeler üzerinde görüşlerini söyler. Apel haklı bulur. Sonra kunduracının, resmin yukarı kısımlarına, teknik ve sanat tarafına geçerek; renkler üzerine, gölge, ışık üzerine de birtakım yersiz sözler söylediğini duyan ressam, dayanamayıp perde gerisinden: “Çizmeden yukarı çıkma!” diye bağırır. Bu söz Türkçeye bir deyim olarak geçer.

Pages