Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara

Besle kargayı oysun gözünü
İyilik edene kötülük etmek.
Derdini Marko Paşa’ya anlatmak
Derdini dinleyecek kimse ya da makam olmadığı anlatılır. (*).
Çaresi bulunmayan dertler için “Derdini Mar- ko Paşa'ya anlat” derler. Marko Paşa, Abdülaziz devrinde yaşamış, onun özel doktoru olmuş bir Rumdur. Padişahın gözüne girerek ayrıca ders nazın da olmuştur. Nazırlığı ve doktorluğu sayesinde birçok dertlilerin derdine derman olmuş ve böylece meşhur olmuştu. Her gün yüzlerce dertli Marko Paşa’dan derman ister. Hepsinin de derdini ayn ayn gidermeye imkân bulamayan Marko Paşa, buna bir çare bulur: Dertliyi dikkatle dinledikten sonra, sözün sonunda sorar: “Anladım ama ne?” Dertli anlatamadığını sanarak yeni baştan yana yakıla anlatır. Marko Paşa yine sorar: “Anladım ama ne?” Dertli biraz daha duygulu, biraz kızgın derdini bir kez daha anlatır. Paşa yine tekrarlar : “Anladım, anladım ama ne?” Dertli ne söyleyeceğini, ne yapacağını bilemeden oradan uzaklaşıverir. Marko Paşa'ya dert anlatamayış halk arasında yayılıyor ve devası olmayan dertler için “Derdini Marko Paşa’ya anlat” sözü, Türkçeye deyim olarak giriyor.
Başını alıp gitmek
Bir yerden uzaklaşmak.
Har vurup harman savurmak
Sonunu düşünmeden bol bol harcamak.
Göz kararı
Tahmini bir karar.
Betbeniz kalmamak
Çok korkmak.
Boynu armut sapına dönmek
Çok zayıflamak.
Bir kapıya çıkmak
Aynı sonuca varmak.
Tabanları kaldırmak
Koşmak. (*)
Kaçmak, koşmak anlamında bir deyimdir. Nasrettin Hoca, yağmurlu bir günde evinin balkonunda oturmuş, gelip geçenleri seyredermiş. Yağmurun insanlara oynadığı oyun onu pek eğlendiriyormuş. Yediden yetmişe dek herkes yağmurdan kaçan kaçanaymış. Bir ara tanıdığı yaşlı bir adamın da saçı sakalıyla, cüppesiyle koştuğunu görür, onu durdurarak: “Çoluk çocuğun koşmasına şaşmadım, ama senin şu saçın sakalınla Tann’nın rahmetinden kaçışını bir tuhaf buldum” der. Adam, yağmurdan kaçmanın doğru olmayacağını Hoca’dan duyduktan sonra koşmaktan vazgeçer, bir iyice de ıslanır. Bir başka gün de işin tam tersi olur. Bu kez yaşlı adam oturmuş, yağmuru, insanları seyrederken Nasrettin Hoca’nın paçaları sıvayıp koştuğunu görür. “Bu ne hal Hoca?” diye bağırır. “Ele verirsin talkını, kendin yutarsın salkımı!” Hoca altta kalır mı? “Ben senin gibi yağmurdan kaçmıyorum. Tanrının rahmetini çiğnememek için tabanlarımı kaldırıyorum!” cevabını verir.
Dili açılmak
Konuşmaya başlamak.

Pages