Jump to Navigation
Yusuf Ziya Bahadınlı
Ana Sayfa
Biyografi
Fotogaleri
Belgesel-Video-Ses
Kitaplar
Hakkında Yazılanlar
Türkçe Deyimler Sözlüğü
Atasözleri Sözlüğü
Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara
Dünya âlem
Herkes.
Kahve dövücünün hınk deyicisi
Kendinin özel görüşü olmayan birinin başkasına dalkavukluk etmesi.
Hık mık etmek
Bir işten kaçmak için bahaneler ileri sürmek ya da sorulan soruya belirsiz cevaplar vermek.
Evel Allah
Allah’ın yardımıyla.
Öp babanın elini
Beklenmedik sonuç veren olaylarda söylenir. (*)
Beklenmedik sonuç veren olaylarda, açık- gözlülükte daha üstün olduğunu göstermede kullanılır bir deyimdir. Söylentiye göre, esir pazarında “cariye” alınıp satıldığı devirde bir baba ile oğul varmış. Adam sık sık pazardan cariye satın alıp eve getirdiğinde oğlunu çağırır, cariyeyi göstererek: “öp annenin elini, yavrum!” dermiş. Delikanlı, babasının kendisine olan güvensizliğine ve ölmüş annesinin hâtırasına olan saygısızlığına içerler, ona bir ders vermeyi düşünürmüş. Bir gün yine eve güzel bir cariye gelmiş. Da: ha baba pazardan dönmeden oğul, cariyeyi kar- şılamış, odasına almış. Baba koşa koşa eve geldiğinde bir de ne görsün, oğlu cariyeyle pek senli benli. Duruma çok şaşıran baba, oğluna çıkışacağı sırada, oğul, kıza dönerek: “Öp babanın elini!..” demiş.
Karından söylemek
Uydurup söylemek.
Gönlünü hoş etmek
Memnun etmek.
Bini bir paraya
Pek çok olan.
Aslı astan olmamak
Gerçek olmayan.
İki dirhem bir çekirdek
Güzel, temiz ve süslü giyinenler için söylenir. (*)
Güzel, temiz ve süslü giyinen kimseler için “iki dirhem bir çekirdek” sözü sık sık söylenir. Dirhem de, çekirdek de eskiden kullanılan birer ağırlık ölçüleridir. Dirhem, yine eskiden kullanılan ve bin iki yüz seksen üç gram ağırlığında olan okkanın dört yüzde biridir. Çekirdek, eskiden kuyumcularda kullanılan ve beş santigrama karşılık olan ağırlık ölçüsüdür. Bir Osmanlı altını ise iki dirhem bir çekirdek ağırlığındaydı. İşte, güzel ve süslü giyimli kimselere, altına benzetmiş olmak için “altın gibi” yerine, değişik bir ifadeyle “iki dirhem bir çekirdek” denmektedir. Eskiden Üsküdar’da kurulan “Miskinler Tekkesi “nde miskin hastalığı denilen derde tutulanlar banndırılırmış Bu derde derece derece tutulanların yanında iki miskin hastası daha varmış ki, dünyadan ilgisini kesmiş, kendilerini bırakmış derbeder kimselermiş. Bir gün koğuşun iki ayn köşesinde yatan bu hastalardan birinin aklına yerlerini değiştirmek gelir, öteki de kabul eder. Her gün konuşup karar verdikleri halde bir türlü yerlerinden kımıldamak mümkün olmaz. Nihayet, aradan ancak bir yıl geçtikten sonra yerlerini değiştirebilirler ve şöyle bir nefes aldıktan sonra bu olağanüstü durum karşısında miskinlerden birisi: “Eh!” der, “İnsan kuş misâliymiş... Geçen yıl neredeydik, bu yıl neredeyiz!”
Pages
«
‹
1
2
3
…
›
»