Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara

Bel bağlamak
Güvenmek. (*).
“Bel bağlamak” deyimi, “güvenmek” anlamında kullanılır. Alevi töresine göre, kişinin toplum içinde bir yeri olabilmesi için kimi sınavlardan geçmesi gerekir, örneğin, “eline-diline-beline” üçlüsüne uygun davrananlar her türlü Alevi törenine katılma hakkını kazanır. Böyle bir kimsenin “cemevi” adı verilen yerde, törenle beline bir kuşak, “tığbent” bağlanır. Beline kuşak bağlanan kimse artık güvenilen, toplumda belli bir yeri olan kişi haline gelir. “Bel bağlamak” deyimi dilimize bu törenden geçmiş, bugün yeri geldikçe söylenmektedir.
Tuzu kuru
Durumu her bakımdan iyi olup da aldırmayanlar için söylenir.
Kantarın topunu kaçırmak
ölçüyü kaçırmak.
Kemik yalayıcı
Dalkavuk.
Al takke ver külah
Karmakarışık.
Ağzı pis
Söven kimse, küfürbaz.
Oh çekmek
Birinin üzüntüsüne sevinildiğinde söylenir.
Sesini çıkarmamak
Bir konuda fikrini söylememek.
Yüzü kasap süngeriyle silinmiş olmak
Hiç utan- mayanlar için söylenir.
Ağzından baklayı çıkarmak
Sabrı tükenip karşısındakine ağır sözler söylemek.(*)
Söylemek istediğimiz halde söyleyemediğimiz bir şey için “ağızdan baklayı çıkarmak” deyimini kullanırız. Bir derviş varmış, sövmekle ünlüymüş. Bağlı olduğu tekkenin şeyhi, onu sövmekten vazgeçirmek için bir bakla tanesini okuyup üfleyerek dervişe verir. Dilinin altına koymasını, orada kaldıkça sövemiyeceğini söyler. Yağmurlu bir günde derviş, şeyhle bir sokaktan geçerken, evlerden birinin penceresi hızla açılır, bir kız çocuğu başını uzatarak: “Şeyh efendi, biraz durur musunuz?” der. pencereyi kapatır. Yağmur, sicim gibidir. Sırılsıklam olan şeyh, niçin durduğunu sormak üzereyken aynı pencere yine açılır, aynı kız tekrar görünür, birkaç dakika daha beklemelerini rica eder. Biraz daha ıslanan şeyhle derviş gitmek üzereyken kız pencereden bağırır: “Gidebilirsiniz artık!” Merak ederler, niçin durdurulduklarını sorduklarında kız: “Efendim” der, “tavuklarımızı kuluçkaya yatırıyorduk. Yumurtaları tavuğun altına koyarken bir kavuklunun tepesine bakılırsa, piliçleri tepeli olurmuş. Annem sizi geçerken gördü de onun için beklettik.” Şeyh, münasebetsizliğin böylesi karşısında öfkelenerek: “Ulan derviş” der, “çıkar ağzındaki baklayı!..”

Pages