Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara

Minder (hasır) altı etmek
Bir işin haksız yere durdurulması.
Münasebetsiz Ahmet Efendi
Yakışıksız söz ve hareket yapana söylenir. (*)
Bir kimse hiç de yakışık almayan bir söz, bir harekette bulunduğunda “Münasebetsiz Ahmet Efendi” diyerek davranışını ya da sözünü beğenmediğimizi kendine anlatmak isteriz. İkinci Mahmut’a “Münasebetsiz Ahmet Efendi” adında birisinden söz ederek, konuşmaya değer bir insan olduğunu söylerler. Padişah, merak ederek adamı huzura çağırır. Bir süre konuştuktan sonra adamda hiçbir münasebetsizlik göremez. Meraktan da kurtulamamıştır henüz : “Sizin için ‘münasebetsiz’ diyorlar, oysa hiç de öyle görünmüyorsunuz?” “öyledir efendim!” der adam ve ilâve eder.- “Efendimiz zurna çalmasını bilirler mi?” Padişah biraz şaşkın, biraz da merakla : “Hayır, bilmem,* der. “Bendeniz de bilmem efendim.- “Öyle mi!” “Evet efendim. Bursa'da halamın damadının bir yaşlı teyzezadesi vardır.” “Evet!” der padişah merakla. Adam devamla : “O da zurna çalmasını bilmez.” İkinci Mahmut adamlarına bağırır: “Aman çıkarın şu münasebetsizi, şimdi bayılacağım!..”
Dünyayı başına zindan etmek
Birini sıkıntıya sokmak.
Düşte görse hayra yormamak
İnanmamak.
Güvendiği dağlara kar yağmak (Güvendiği dal elinde kalmak)
Yarar umduğu kimseden karşılık görmemek.
Evdeki hesap çarşıya uymamak
Ezbere verilen kararın gerçeğe uymadığı anlamında.
Eğri, doğru, dosdoğru
Doğrusunu istersen.
Gözlerinin içi gülmek
Çok sevinmek.
Kulağım küçükken kesmek
Ne mal olduğunu eskiden bilmek.
Başgöz etmek
Evlendirmek.

Pages