Jump to Navigation
Yusuf Ziya Bahadınlı
Ana Sayfa
Biyografi
Fotogaleri
Belgesel-Video-Ses
Kitaplar
Hakkında Yazılanlar
Türkçe Deyimler Sözlüğü
Atasözleri Sözlüğü
Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara
El koymak
Bir yetkilinin bir meseleyi ele alması. Bir idareyi kendi emrine almak.
Kanını kurutmak
Canından bezdirmek.
Tam takır kırmızı (kuru) bakır
Bomboş, içi boşaltılmış yer.
Yüzüne vurmak
Birinin kusurunu yüzüne karşı söylemek.
Gönül gezdirmek
Seçmek için içinden birçok şeyler geçirmek.
Ciğerini okumak
Aklından geçeni bilmek.
Yalancı pehlivan
Yapmadığı halde yapar görünmek.
Bize de mi lo lo
Kandırmak isteyen birine, kandıramayacağını anlatmak için söylenir. (*)
Bile bile yalan söyleyen, kandırmak isteyen birine; yalanlanmn farkında olduğumuzu, bizi kandıramayacağını anlatmak için “bize de mi lo lo!..” deriz. Adamın biri, hakaret ettiği bir kimse tarafından mahkemeye verildiği için üzgündür. Mahkeme ya ceza verirse?.. Bunu gören bir “akıl hocası* yanına sokularak: “Sen” der, “mahkemede sorulan sorulara hiç cevap verme. Israr ederlerse, “lo, lo, lo!” de.. Seni dilsiz sanırlar, o zaman cezadan da, yargılanmaktan da kurtulursun. Yalnız bunun için bir sarı liranı’alırım.” Adam -bu aklı beğenir, lirayı vereceğine söz vererek mahkemeye gider. Yargıcın her sözüne, “lo, lo, lo!” diyerek cevap verir ve “beraat” eder. Sevinerek evine dönerken, akıl hocası yolunu keser : “Ver bakalım bizim lirayı!” der. Adam, mahkemedeki dilsiz oyununu ustasına da tekrar ederek: “Lo, lo, lo!” deyince, akıl hocası şaşırarak kızar, bağırır: “Ulan” der, “ulan be adam, bize de mi lo, lo!”
Sus payı
Susturmak için verilen ücret.
Bu yaşta bu zekâ
Bir işi kurnazca, usulüne uygun olarak yapanlar için söylenir. (*)
Bir işi kurnazca, açıkgözce, usulüne uygun olarak yapanlar için, “bu yaşta bu zekâ!” diyerek düşüncemizi yarı takdir, yarı alaylı bir dille anlatmak isteriz. Eskiden mahalle okullarından birinde ders okutan bir hocaya sık sık hediyeler gelirmiş. Bunlar daha çok yiyecek cinsindenmiş. Bir sini börek, bir tepsi baklava gibi. Yine bir gün hocaya bir tepsi baklava gelir. Hoca baklavayı yemeğe zaman bulamadan bir yere çağırılır. Baklava rafta tütüm tütüm, ama hemen gitmesi gerekmektedir. Bir hile düşünür aklınca, öğrencilerine dönerek : “Sakın ha!” der. “bu baklavaya el sürmeyin, yoksa öteki dünyayı boylarsınız. Bu tepsi bir dost hediyesi değildir, içine zehir koydukları muhakkaktır, çünkü dost kılığında bir düşmandır o...” öğrenciler kurnazlıktan yana hocalarından geri kalırlar mı hiç? Oturup bir tepsi baklavayı yerler. Cevaplarını önceden hazırlamışlardır. Ho- canın aceleyle çıktığından unuttuğu bastonu kırarlar. Hoca yepyeni bastonunun kırıldığını görüp de bağırdığında, öğrencilerden en açıkgözü ağlamaklı bir tavırla : “Hoca efendi!” der, “çok üzgünüm, bastonunuzu ben kırdım. Bu büyük suçumdan dolayı clmeyi hakettiğimi anlayarak, sizin zehirli baklavanın hepsini yedim, şimdi hakettiğim ölümü bekliyorum.” Hoca, karşısındakinin baklavayı yemek için kurduğu zekice plan karşısında şaşırır. Takdir etmekten kendini alamaz : “Evlâdım” der. “bu yaşta bu zekâ! hayret doğrusu...”
Pages
«
‹
…
22
23
24
…
›
»