Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara

Ciğerini okumak
Aklından geçeni bilmek.
İpe un sermek
Bir işi yapmamak için olmayacak şeyler ileri sürmek. (*)
“İpe un sermek” sözünün yaratıcısı Nasrettin Hoca’nın bu fıkrası pek ünlü, pek güzeldir. Bir deyim olarak dilimize yerleşmiştir: Günde kırk defa çat-kapı birşeyler isteyenler çoktur. Nasrettin Hoca’yı da bir komşusu “bir şey isteme” konusunda bıkıp usandırır. Bir gün Hoca, kapısı önünde oturup, dinlenirken her mala ortak komşusu yanına gelir: “Hoca” der. “şu sizin ipi getiriver de oduna gideceğim.” Hoca, içeri şöyle bir girip çıktıktan sonra: “Komşu” der. “bizimkiler ipe un sermişler!” “Nasıl olur” der komşu, “nasıl olur Hoca! İpe un serilir mi hiç? Yanlışlık olacak, bir defa daha bakıver! Artık bu anlayışsız komşusuna gerçeği söylemeyi bir ödev sayan Hoca: “Nasıl mı olur, bayağı olur. Gönlüm olmazsa, ipe un sererim elbette!..” cevabını verir.
Öfke topuklarına çıkmak
Birine çok kızmak.
Aklı kesmek
Bir şeyin olabileceğine inanmak. (*)
“Aklı kesmek” deyimi, bir şeyin olabileceğine inanmak anlamında kullanılır. Devrinin ünlü bir doktoru olduğu gibi, matematik alanında da üstün bir değer olan îbni Sina çocukken, babası onu matematiğe fazla önem veren bir okula yazdırır. îbni Sina, bu okulda cebir ile geometriyi bir türlü beceremez. Bunu yapamayacağına inandığı bir sırada okuldan kaçar. Yolda katıldığı kervan, bir yerde konaklar. Yolcuların en küçüğü Îbni Sina’yı su getirmesi için bir kuyuya gönderirler. Kuyuda îbni Sina’nın dikkatini bir şey çeker: kuyunun ipi, sürtündüğü taşı kesmiştir. “Nasıl olur!” diye düşünür. “İpin taşı kesmesi aklın alacağı şey değil, ama devamlı bir gidip gelme, devamlı bir çalışmakla ip taşı kesmiş olmalı” der. O zaman aklına önemli bir şey gelir: “Neden” der, “gidip gelmekle ip taşı kessin de, benim aklım çalışarak cebiri, geometriyi kesmesin!..” Kuyuyu, kovayı, kervanı hemen orada bırakarak okuluna döner. İpin taşı kesmesi, ona, azmi, çalışmayı öğreterek yüzyıllar sonra bile unutulmayan ününe ulaştırır.
Bok yemek
Kötü bir iş yapmak.
Ahı yerde kalmamak
Bedduası tutmak.
Irgat pazarına döndürmek
Bir şeyi çok karıştırıp dağıtmak.
Zınk diye durmak
Bridenbire durmak.
Lala paşa eğlendirmek
İşini-gücünü bırakıp karşısındakini eğlendirmek.
Gününü görmek
Başına fena şeylerin gelmesi. İyi günlerini görmek.

Pages