Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara

Bükemediğin (ısıramadığın) eli öp, başına koy.
Bak: “Isıramadığın eli öp başına koy.”
Bal tutan parmağım yalar.
Kimi insanların kendilerine teslim edilen bir şeyden yada ilgileri olan bir işten pay umduklarını, pay ayırdıklarını anlatır.
“Bal tutan parmağını yalar demişler.” (Levni)
Bir koyundan iki post çıkmaz.
Bir kimseden verebileceğinin üstünde bir şey alınamaz, vereceğiyle yetinmelidir.
Adamın yere bakanından, suyun sessiz (yavaş) akanından kork.
Su hızlı akmazsa mikrop tutabilir. Kendine güvenen ve gönül rahatlığı içinde olan bir insanın her davranışında bir rahatlık vardır. Ancak, yüreğinde kötü düşünceler besleyen yada suç işleyen kimseler kaçamaklı davranırlar. Karşısındakinin gözlerine rahat bakamazlar, rahat konuşamazlar. Gülüşleri bile rahat değildir.
Atlar nallanırken kurbağalar ayak uzatmaz.
'Kişi kendini bilmeli, haddini bilmelidir. “Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz.” Tecrübesi, bilimsel çalışması, yeteneği olmayan birinin, bilimsel bir görüş getirmesi imkânsızdır. Kuvvetçe, yetenekçe, bilgice, görgüce zayıf kişilerin büyük sorunlar karşısında, kendi yetenekleri ölçüsünde davranmaları gerekir. Büyük İskender''in resimlerini yapmakla ünlü ressam Apel''in, bir resmi için saçma sapan eleştirilerde bulunan bir kunduracıya: “çizmeden yukarı çıkma!” diye bağırması ünlüdür.'
Cambaz ipte, balık dipte gerek.
Herkesin belli bir işte belli bir uzmanlığı vardır. Bir başka işte başarılı olmayabilir.
Gürültü istemeyen, kazancı (bakırcı) dükkânına girmez.
Bir durumdan rahatsız olan kişinin rahatsız olduğu şeyden uzak durmasını anlatır.
Damdan düşen, damdan düşenin halini bilir.
Birini anlamak, onun içinde bulunduğu durumu iyi kavramak ancak o durumda bulunanlar için mümkündür. Sıkıntılar içindeki bir kimseyi ancak aynı sıkıntıyı çekenlerin anlayacağı doğaldır. Ömründe bir kez olsun aç kalmamış bir insan, ömrü boyu aç gezmiş birini anlayabilir mi?
Irmak kenarına çeşme yapılmaz.
Gereksiz iş yapmanın, boşuna çaba harcamanın faydasızlığını, emeğin daha gerekli yerde kullanılmasını anlatır.
Düt demeye dudak gerek (ister).
Bir işin yapılması, o şeyi meydana getiren akla, yeteneğe, paraya bağlıdır.

Pages