Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara

Söz var iş bitirir, söz var baş yitirir.
Sözün önemi büyüktür. Ölçülü, yumuşak sözler olumsuz kararlan olumlu yapabilir. Ölçüsüz, sert sözlerse, kişiyi ölüme dek götürebilir.
Bal ile kaymak yenir ama, her keseye göre değil.
Herkes iyi yaşamak ister, ama parası olan iyi yaşıyor.
Cami ne kadar büyük olsa, imam gene bildiğini okur.
Kimi insanların bildiklerinden şaşmadıklarını anlatır.
Aslını saklayan (inkâr eden) haramzadedir.
Soyunu, ailesini, düşüncesini, kısacası kimliğini saklayan yada inkâr eden kimsenin aşağılık bir insan olduğunu anlatır.
Akmasa da damlar.
Bir işi küçümsememek gerek, küçükse de zamanla büyür.
Çirkefe taş atma, üstüne sıçrar.
Edepsiz, iğrenç bir kişinin tepkisine yol açacak bir davranışta bulunmamalıdır.
Ak akçe kara gün içindir.
İnsanlığın önemli sorunlarından biri “geleceğine güven”dir. Bu sorunu, toplumca çözülemeyen yerlerde kişiler çözmeye uğraşmaktadır. Zamanında para kazanma olanağını bulanlar, kara günlerinde (hastalık, yaşlılık gibi) sıkıntı çekmezler.
“Dürüst hare et nitekim düğün içün Ki ak akçe olur kare gün içün.” (Güvâht)
Arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim.
İnsanlar kendilerine benzer kimselerle arkadaşlık eder.
Düşenin dostu olmaz.
Bu sözde “düşmek” iki anlama gelir. Biri, herhangi bir nedenle eski itibarını, güvenirliğini yitirme; İkincisi daha çok ahlâk yönünden toplumca kabul edilmeyen davranışlar gösterme halidir. İnsanlar genellikle başarılı olanlar, doğru ve dürüst davrananlarla ilgi ve dost- / luk kurmak isterler. Bu yüzden bu iki vasıf ortadan kalkınca, ilgi ve dostluk da ya zayıflamakta ya da tümüyle silinmektedir. Bu söz bir de insanın vefasızlığını, yani insan sevgisindeki süreksizliği anlatır. Kişinin basit, bencil ve küçük hesaplarla sevgisinden geçmemesini öğütler.
'“Unutma ki dostu olmaz düşenin İptida dost alır yakan demişler.” (Mir''ati) / “Nezaret eyledim tıflı cahile Köydeki yarenlik çıkdı nafile / Sefinem vurunca taşlı sahile Yarandan bir küçük selâm görmedim. (Rıza Tevfık)'
Çok bilen (çok söyleyen) çok yanılır.
Çağımızda her şeyi bilmek imkânsızdır. Bilim gelişmiş, teknik ilerlemiş; tıp, uzay araştırmaları, inanış ve görüşlerde değişiklik yapmıştır. Böyle bir çağda kişi, her şeyi aynı ölçüde bilemez. “Ayaklı kütüphane” deyimi artık gerilerde kalmıştır. Her şeyi bildiğini söyleyen yada o yollu konuşan, bir şey bilmeyen yada tam bilmeyen, dolayısıyla yalan kişidir.
“Tecrübe ehli [1] bunu böyle bilir Kim ki çok söyleye ol çok yanılır.” (Atayi) / “Meclisde sakin ol eyleme sohbet Çok söyleyen çok yanılır demişler.” (Dervişi)

Pages