Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara

Açıkta kalmak
İşsiz, evsiz kalmak.
Yüzüne bakılır
Güzelce.
Bugüne bugün
Bilinen bir gerçek.
Odunumun parası
Gerçeği göz göre göre kabul etmemek. (*)
Bir gerçeği göz göre göre kabul etmeyen kimseler için “Odunumun parası” denir. Bir oduncu varmış. Sabahlan ormandan kestiği odunları eşeğine yükleyip pazara gider, aldığı üç beş kuruşla evine bir şeyler alıp dönermiş. Odunculuk onun mesleğiymiş. Başka da hiçbir geliri yokmuş. Bütün malı, bir eşeği, bir’baltası, bir de siciminden ibaretmiş. Evinde karısı ile bir sürü çocuğu bu bir eşek yükü odunun karşılığına bakarlarmış. Yine bir gün oduncu, eşeğine odunlan yükler, pazarın yolunu boylar. Pazara yaklaştığı bir yerde bir şehirliye rastlar. Yaya yürümeye alışkın olmayan ve hayli yorulan şehirli, oduncunun eşeğini pazara kadar kiralamayı aklına koyar. “Hemşehrim!” der, “bir eşek yükü odunu pazarda kaça satarsın?” Bir fiyat söyler oduncu. “Peki” der öteki, “ben sana beş lira fazla vereceğim. Çok yoruldum, odunlarım yık şuraya, eşeğinle şehre gideyim.” Oduncu : “Hayır, benim eşeğim kiralık değil, ben odunumu satar, parasını alırım.” “Farkı yok” der şehirli, “hem de odunun parasından fazla veriyorum.” Oduncu inatla: “Hayır” der, “sen odunuma değil, eşeğime para veriyorsun. Benim senden istediğim odunumun parası.”
Kahır yüzünden lütuf görmek
Bir fenalık yapmak isterken iyiliği dokunmak.
Yanmı yemez, bütüne kıymaz, iyi olmayanı beğenmez
iyi olanı da yapmaz.
Dağlara taşlara
Kötü bir durumun herkesten ırak olması dileği.
Durup dururken
Bir sebebi yokken.
El birliği
Bir işi yapmak için birleşmek, imece.
Deve kini
Geçmeyen büyük kin.

Pages