Jump to Navigation
Yusuf Ziya Bahadınlı
Ana Sayfa
Biyografi
Fotogaleri
Belgesel-Video-Ses
Kitaplar
Hakkında Yazılanlar
Türkçe Deyimler Sözlüğü
Atasözleri Sözlüğü
Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara
Sonu fiyasko çıkmak
Bir iş başarısızlığa uğradığında söylenir. (*)
Bir iş başarısızlığa uğrarsa “fiyasko” ile neticelendi. “Sonu fiyasko çıktı” deriz. Fransızcada da bizdeki anlamda “Faire fias- co” şeklinde kullanılan bu söz İtalyan asıllıdır. Fiasco, İtalyancada, içine ekseriya kiyanti içkisi doldurulan karnı geniş, boğazı dar ve dışına saz örülmüş şişe anlamındadır. “Fiyasko yapmak”. çok susamış bir kimsenin hararetle bu şişeye atılmasını, ama eline aldığı zaman bomboş bulmasını ifade eder. Benzetme yoluyla, büyük bir başarısızlığa uğramayı da belirtmek için bu deyim kullanıla- gelmiştir.
Duvar dibi
Soğuk, hareketsiz, duygusuz.
Yere bakan yürek yakan
Uslu göründüğü halde gizli gizli dolaplar çeviren.
Zevkini çıkarmak
Bir şeyden mümkün olduğu kadar zevk almak.
Ergene karı boşamak kolay
Bir işin içinde bulunmayanların o işi küçümsemeleri.
Parmaklarını yemek
Bir yiyeceğin çok tatlı olduğu anlatılır.
Düşte görse hayra yormamak
İnanmamak.
Çizmeden yukarı çıkmak
Beceremeyeceği bir işe karışmak. (*)
Boyundan büyük işlere girişen, anlamadığı bir işe burnunu sokan, haddini bilmeyen kimseler için “çizmeden yukarı çıkma” derler. Apel (Apelle), İsa’dan dört yüz yıl önce Efes'te doğmuş bir ressamdır. Büyük İskender’in tablolarını yapmakla tanınmıştır. Eserlerinin tenkidini saklı yerden dinlemek âdetinde olduğu söylenir. Bir gün bir kunduracı, Apel’in yaptığı resimlerden birini tenkit eder: önce resimdeki çizmeler üzerinde görüşlerini söyler. Apel haklı bulur. Sonra kunduracının, resmin yukarı kısımlarına, teknik ve sanat tarafına geçerek; renkler üzerine, gölge, ışık üzerine de birtakım yersiz sözler söylediğini duyan ressam, dayanamayıp perde gerisinden: “Çizmeden yukarı çıkma!” diye bağırır. Bu söz Türkçeye bir deyim olarak geçer.
Tabanları kaldırmak
Koşmak. (*)
Kaçmak, koşmak anlamında bir deyimdir. Nasrettin Hoca, yağmurlu bir günde evinin balkonunda oturmuş, gelip geçenleri seyredermiş. Yağmurun insanlara oynadığı oyun onu pek eğlendiriyormuş. Yediden yetmişe dek herkes yağmurdan kaçan kaçanaymış. Bir ara tanıdığı yaşlı bir adamın da saçı sakalıyla, cüppesiyle koştuğunu görür, onu durdurarak: “Çoluk çocuğun koşmasına şaşmadım, ama senin şu saçın sakalınla Tann’nın rahmetinden kaçışını bir tuhaf buldum” der. Adam, yağmurdan kaçmanın doğru olmayacağını Hoca’dan duyduktan sonra koşmaktan vazgeçer, bir iyice de ıslanır. Bir başka gün de işin tam tersi olur. Bu kez yaşlı adam oturmuş, yağmuru, insanları seyrederken Nasrettin Hoca’nın paçaları sıvayıp koştuğunu görür. “Bu ne hal Hoca?” diye bağırır. “Ele verirsin talkını, kendin yutarsın salkımı!” Hoca altta kalır mı? “Ben senin gibi yağmurdan kaçmıyorum. Tanrının rahmetini çiğnememek için tabanlarımı kaldırıyorum!” cevabını verir.
Açık alın
Kusursuz, suçsuz.
Pages
«
‹
1
2
3
…
›
»