Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara

Sırça evde (köşkte) oturan, komşusuna taş atmam alı.
Kendisi kusurlu olan, başkasını kusurlu olduğu için kınamamak.
İt kağnı gölgesinde yürür de kendi gölgesi sanırmış.
Başkasından korunarak iş yapan kimi akılsızlar, başarılarının kendilerinden geldiğini sanırlar.
Sarımsağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış.
İnsanlar kısa zamanda anlaşılmaz. Bir kimse hakkında hemen bir yargıya varmak kişiyi, yanıltabilir. Bir de kusurlarını iyi saklayan biri, insanı daha çok yanıltabilir. Beklemek gerek. / “Kötü bir şey ne denli gizlenirse gizlensin bir gün açığa çıkar.”
Bir baba dokuz oğlu besler, dokuz oğul bir babayı beslemez.
Bak: “Baba oğluna bir dağ bağışlamış, oğul babaya bir salkım üzümü vermemiş.”
Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.
Kötü başlayan bir işin sonucunun da kötü olacağı endişesini belirtir.
Yatanın yürüyene borcu vardır.
Çalışmadan yaşayanlar, çalışanların sayesinde, çok kez onlardan daha rahat bir hayat sürmektedirler. / “Yatan arslandan, gezen tilki yeğdir” atasözüyle eşanlamlıdır.
Herkes aklını mezada vermiş (pazara çıkarmış), yine kendi aklım beğenmiş.
İnsanlar genellikle başkalarına göre daha doğru düşündüklerine inanır, kendilerini daha akıllı kabul ederler. / “İnsan kendini beğenmezse çatlar (ölür)” atasözüyle eşanlamlıdır.
Mirî malı balık kılçığıdır, yutulmaz.
Toplumun malı toplumundur, tek bir kişi yararlanamaz.
İp kırıldığı (koptuğu) yerden ulanır (bağlanır).
Olumsuz bir olayda, gerçeği kabul edip bir çare aramanın gereğini anlatır.
At binenin (iş bilenin), kılıç kuşananın.
Bir şeye sahip olma hakkı, ancak o şeyi en iyi hak edenindir, anlamında söylenir.
“At binenin, kılıç kuşananındır / Budur resm-i cihan, hükm-ü zamane.” (Mengûşî)

Pages