Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara

Hekim hekim değil, başına gelen hekim.
Her şeyi, başından geçen, yaşayan kimsenin daha iyi bildiğini anlatır.
Altının kıymetini (kadrini) sarraf bilir.
Bir şeyi, o konuda uzman olan kimse daha iyi bilir.
Akıllı düşününceye kadar deli oğlunu everir.
İyi düşünüp çabuk karar vermek gerekir. Aksi halde kimi fırsatlar elden kaçar. / “Akıllı köprü arayıncaya kadar deli .suyu geçer” atasözüyle eşanlamlıdır.
Müflis bezirgan (tüccar) eski defterlerini karıştırır.
Zamanında önemli iş yapıp da sonra önemlerini yitirenler, geçmişleriyle övünürler.
Güvenme (inanma) dostuna, saman doldurur postuna.
Hiç bir kimseye yüzde yüz güvenmemenin gereğini anlatır.
“Fırsatını bulsa ipini çeker En iyi dostundan sakın sen seni.” (Sümmani) / “Dost dost diye nicesine sarıldım Benim sadık yârim kara topraktır.” (Âşık Veysel) “Dostuna da fırsat düşürme keman Dost dostum ağmanın arar demişler.” (Mevci)
Kalın incelene kadar, ince üzülür.
Toplum içinde beliren genel buhranlarda, bir zelzelede, benzeri olaylarda daima önce her bakımdan zayıf olanlar zarar görürler.
Akıl yaşta değil, baştadır.
Denenmiş olmanın, görmüş geçirmiş olmanın önemi büyüktür. Ama her yaşlı, her şeyi denemiş, her şeyi görmüş geçirmiş olamaz. Oysa insan her yaşta akıllı olabilir. Akla dayanmayan bir deneme, sınama ve görüp geçirmiş olmanın yararlı olduğunu söyleyemeyiz.
“Akıl yaşta değil belki serdedir Şahin küçük, turna avlar demişler.” (Mevci)
Eceli gelen köpek (it) cami duvarına siyer (işer).
Büyük bir suç işleyen birinin kötü bir sonla karşılaşacağını anlatır.
“Bir itin ölümü yakın olunca Cami duvarına siyer demişler.” (Refiki) / “Kime ne edersen gelir başına Herkes ettiğini çeker demişler.” (Ye sar i)
Beş parmağın beşi bir değildir.
Beş parmak bir değildir; kimi uzun, kimi kısa: kimi kaim, kimi ince. Baş parmağın asıl farklı yanı, her parmağın ayrı birer hüneri olmasıdır. İnsanlar da farklı yaratılmışlardır: kimi uzun, kimi kısa; kimi şişman, kimi zayıf. İnsanların asıl farklı yanı, her insanın ayrı bir zekâsı, yeteneği olmasıdır. Bu yüzdendir ki ancak zekâları, yetenekleri ve topluma yararları oranında değer kazanırlar.
Ahmak (şaşkın) misafir ev sahibini ağırlar.
Başkasının görevlerini, gerekmediği halde, üzerine alanlar için söylenir.

Pages