Türkçe Deyimler Sözlüğü'nde ara

İki çıplak bir hamama yakışır.
İki yoksulun evlenemeyeceğini, birlikte bir iş kuramayacağını anlatır.
Yarım elma, gönül alma.
Armağan küçük de olsa gönül almaya, memnun etmeye yeter, anlamında söylenir.
İyilik et denize at, balık bilmezse Halik bilir.
Yapılan iyilik yerini bulur.
“Sen iyilik et de o zayi olmaz Darılınca başa kakıcı olma.” (Karacaoğlan) / “İyilik yap suya sal o yerin bulur Balık bilmez ise bilir yezdanı.” (Salburcuoğlu)
Çanağa ne doğrarsan kaşığına o çıkar.
Ne ekersen onu biçersin. İyilik yapan iyilik, kötülük yapan kötülük görür.
“Dikmedin ağaç dilersin yemişi Ekmeyecek ne biçersin ey kişi.” (Miftah)
Kurda “neden boynun (ensen) kalın?” demişler, “işimi kendim görürüm de ondan” demiş.
Bir işi, kendi elinden geldiği, zaman ve imkânı olduğu halde başkalarına yaptırmak kınanacak bir davranıştır. İşini kendi yapanlar ise iş sevgisini kazanmış, övülmeye değer kimselerdir.
“Her işini gözün göre kendin gör İl eliyle tutmak olur yılanı.” (Salburcuoğlu)
Eşeği sahibinin dediği yere bağla da varsın kurt yesin.
Emaneti, sahibinin istediği biçimde koru, sorumluluk ona aittir.
Kaynayan kazan kapak tutmaz.
Önemli bir haber, bir olay gizli kalamaz.
Latife latif gerek.
Şaka, ince, güzel, hoşa giden olmalıdır.
Süprüntünün irisi kalbur üstüne çıkar.
Kötüler, olanağı geniş olan yerde olurlar.
Hasta ol benim için, öleyim senin için.
Bir iyilik yapana daha çok iyilik yaparak karşılık vermenin gereği anlatılır.

Pages